
Dijital platformlarda içerik denetiminin yanı sıra reklam uygulamalarında da ciddi bir düzenleme eksikliği yaşanıyor. Geleneksel medyada reklam süreleri belirli kurallara tabi tutulurken dijital mecralarda reklamların süre ve sıklığına yönelik aynı kapsamda bir sınırlama bulunmuyor.Çekilen reklam filmlerinden tanıtılan ürün ve hizmetlere kadar çeşitli alanlarda mevzuata aykırı olabilecek örneklerle karşılaşılabildiğine dikkat çekiliyor. Uzmanlara göre denetim mekanizmasının yeterince işletilmemesi, ihlaller karşısında caydırıcı yaptırımların da devreye girmemesine yol açıyor. Böylece dijital mecralarda “denetim yok, yaptırım yok” algısı oluşuyor.
REKLAM GELİRLERİNDE DENGESİZLİK
Dijital platformlardaki denetim eksikliğinin yanı sıra reklam gelirlerinin dağılımındaki fark da Türk medya sektörünün önemli sorunları arasında gösteriliyor. Reklam pastasından dijital mecraların aldığı payın hızla artması, geleneksel medya kuruluşlarının ise daha sınırlı bir gelirle faaliyetlerini sürdürmek zorunda kalması sektördeki rekabet koşullarını tartışmaya açıyor.Reklam rekabetindeki eşitsizliğe dikkat çeken Prof. Dr. Ali Murat Kırık, geleneksel medya ile dijital platformların aynı şartlarda rekabet etmediğini belirtti. Kırık, geleneksel yayın kuruluşlarının reklam konusunda belirli süre sınırlamalarına tabi olduğunu, sosyal medya ve dijital platformların ise günün farklı saatlerinde daha esnek biçimde reklam yayınlayabildiğini ifade etti.
“REKLAM GELİRİNİN YÜZDE 75’İ DİJİTALE GİDİYOR”
Dijital reklam pazarındaki büyümeye ilişkin değerlendirmelerde bulunan Kırık, reklam gelirlerinin yaklaşık yüzde 75’inin dijital mecralara yöneldiğini, geleneksel medyanın ise yüzde 25’lik payda kaldığını söyledi. Kırık, dijital reklam gelirlerinin önemli bölümünün yurt dışındaki şirketlere aktarıldığına dikkat çekerek mevcut tablonun Türkiye’deki medya kuruluşları açısından ciddi bir gelir kaybı oluşturduğunu savundu.
DİJİTAL HİZMET VERGİSİNDE ÇİFTE STANDART TARTIŞMASI
Sektördeki bir diğer tartışma konusu ise vergilendirme. Dijital hizmet vergisinin yüzde 5 seviyesinde olduğu belirtilirken televizyon kuruluşlarının yıllık kârları üzerinden yüzde 25 oranında ödeme yaptığı ifade ediliyor. Uzmanlar, farklı medya alanlarına uygulanan vergi yükümlülüklerinin de rekabet koşulları açısından yeniden değerlendirilmesi gerektiğini belirtiyor.Sabah Gazetesi Yazarı Yüksel Aytuğ da dijital mecraların Türkiye’de elde ettikleri gelirleri yurt dışındaki merkezlerine aktardığını ifade ederek, bu durumun sektördeki ekonomik dengenin bozulmasına neden olduğunu söyledi.
GELİR YURT DIŞINA, İSTİHDAM SINIRLI
Dijital platformlarla geleneksel medya arasındaki fark yalnızca reklam ve vergi uygulamalarıyla sınırlı kalmıyor. İstihdam konusunda da önemli bir uçurum bulunduğu belirtiliyor.Yüksel Aytuğ, dijital platformların geleneksel televizyon kanalları gibi geniş çaplı bir istihdam oluşturmadığını ve sektörel yapılanmaya yeterince katkı sağlamadığını savundu. Aytuğ, dijital alandaki yoğunlaşmanın tekelleşme riskini de beraberinde getirdiğini ifade etti.
“TÜRKİYE’DEN ELDE EDİLEN GELİR YURT DIŞINA AKTARILIYOR”
Çok uluslu dijital platformların Türkiye’deki yapılanmalarında ağırlıklı olarak yönetici kadrolarının bulunduğu, buna karşılık geniş kapsamlı bir yerel istihdam oluşturulmadığı belirtiliyor.Prof. Dr. Ali Murat Kırık ise dijital ve sosyal medya platformlarının Türkiye’de yeterli istihdam yaratmadığını, buna karşın ülkeden elde edilen gelirlerin önemli bölümünün yurt dışına aktarıldığını ifade etti.
UZMANLARDAN EŞİT REKABET İÇİN YASAL DÜZENLEME ÇAĞRISI
Uzmanların değerlendirmelerine göre dijital platformlarla geleneksel medya arasındaki rekabet koşullarının yeniden düzenlenmesi gerekiyor. Reklam süreleri, içerik denetimi, vergilendirme, reklam gelirlerinin dağılımı ve istihdam gibi başlıklarda ortak ve uygulanabilir kurallar oluşturulmasının, medya sektöründeki rekabet eşitsizliğinin giderilmesi açısından önem taşıdığı belirtiliyor.Uzmanlar, Türkiye’nin medya sektöründeki ekonomik kayıplarının azaltılması ve yerli medya kuruluşlarının sürdürülebilirliğinin sağlanması için dijital platformları da kapsayan kapsamlı bir yasal düzenlemenin hayata geçirilmesi çağrısında bulunuyor.

